Girişimcilere Nacizane Öğütler

Değerli Okuyucu,

Gerçekten uzun zamandır bir şeyler karalamak istiyordum fakat çeşitli nedenlerden! dolayı bir türlü hayata geçiremedim.

Peki… Nedir bu çeşitli nedenler?

Eş, dost hep şöyle der benim için; “Sen iyi bir hatimsin”, “abi ağzın iyi laf yapıyor senin”, “sendeki bu çene bende olsa…”, “seninle konuştuktan sonra çok rahatladım ya” vs. vs. vs.  (maksimum coşku modeli)

Burası GİRİŞ bölümü oluyor.

Değersiz Öğütlere geçmeden önce birazda kendimden bahsedeyim. (Hazır ısınmışken)

1940’lı yıllardan beri ticaretle uğraşan bir ailenin mensubuyum. Rahmetli dedem çok şık bir success story yazmış zamanında. Ailemizdeki her birey; Eğitim düzeyi ne olursa olsun mutlaka ticaretle uğraşır, uğraşmıştır, uğraşacaktır. Bizde girişimcilik ve buna bağlı ticari eğilimler gen aktarımı modeliyle gelir.

Aynı kalıtımsal bir hastalık gibi…

Dünyaya gelen her aile bireyimizin (6-7. yaş itibariyle) damarlarından ticaret fışkırmaya başlar. Üst ebeveyni ticarete girmesini istememekle birlikte bir taraftan da onu inceden işler ve teşvik eder. Bir şeyler satmaya başlar, parayı pulu bilir vs…  Aramızda başarılı olanlar da var, başarısız olanlarda tabi. O ayrı bir konu…

Bende, 8-10 sene kadar Türkiye’nin önde gelen kurumlarında mesai yaptıktan sonra Ailemizdeki her bireyin yaptığı veya bir gün yapacağı gibi dayanamadım ve şöyle dedim

“Artık Ticaretle uğraşmalıyım”

Okuyucu: Tamam anladık, artık Değersiz Öğütlere girsen diyorum…

Tamam, anlaştık o zaman. 🙂

Öncelikle şunu söyleyeyim. Bu değersizlerin hepsi bizzat tarafımca yaşandı, test edildi ve onaylandı… “Tecrübe, hayatta yenilmiş kazıkların toplamıdır” diyerek hemen başlayalım o zaman…

Değersiz Öğütler

Neden Değersiz Öğütler diyorum? Hemen açıklayalım;

Girişimciye bunları anlattığımda;

  • Bir kısmı sana hak verir (ama vazgeçmez),
  • Bir kısmı negatif yaklaşıyorsun der,
  • Bir kısmı enerjini kaybettiğini söyler,
  • Bir kısmı sen kimsin bize öğüt veriyorsun der.

Dip toplama baktığımızda ise; Sen ne dersen de, Girişimci tüm bunları bizzat yaşamak ister ve yaşar. Yaşadıktan sonra bu anlattıkların ona daha anlamlı gelir. Hemen bir makale yazar ve blog çöplüğüne atar. (Aynı benim yaptığım gibi)

Böylelikle bu öğütlerin bir değeri/ anlamı kalmaz. Boş konuşmaktan farksız olur. Neyse.

1-Hatırı sayılır bir miktarda Paran var mı?

“En güzel fikir bende”, “Acaip bir projem var” , “Paranın önemi yok, önemli olan projemiz”, “Tutarız bir ofis + iki reklam = gelsin paralar”, “Bende 3.000 TL var, sen ne kadar çıkarsın. Babandan istesene?”, ” Abi ofisi tuttuk mu iş tamam, gerisini bana bırak”, “Kesin yatırımcı alırız”

İyi düşün. Neye girdiğinin farkında mısın? Gerçekten paran var mı senin? Hem de hatırı sayılır bir miktarda? Eğer yoksa otur oturduğun yerde. Taşıma suyla değirmen dönmez. Sabit giderleri düşünmekten iş yapamazsın, bunu bil. Yatırımcının geldiği falan yok. Tüm bunlara rağmen illa ki girişeceğim diyorsan şunu unutma; En az bir kez dibi göreceksin, hazırlıklı ol…

2-Projeni veya yapacağın işi detaylıca araştırdın mı?

“Bu işi ilk ben yapıyorum, kesin tutacak”, “Bir arkadaş kesin tutar dedi, hatta ilk müşterimiz o olacakmış”, “Bir iki firma var bu işi yapan ama bu bizim yapmamıza engel değil ki?”

Lütfen geçelim bunları… En az 6 ay araştır. Daha da araştır. Sabret, biraz daha araştır ve geliştir… Ticari sırlarını kendine saklayarak etrafa sormaktan çekinme. Ailenle paylaş, gelen yorumları dikkate al, eleştirilmekten korkma. Egonu yen, gerekiyorsa vazgeç.

Çok zaman kaybettik ya birisi benden önce davranıp bunu yaparsa deme. Dünyanın en zeki adamı sen değilsin, sakin ol!  Başladıktan 1 ay sonra -muhtemelen senden daha güçlü- birileri zaten bu işi yapacak. Hem de yeni feature’lar katarak… Hazırlıklı ol, onlar senin yeni rakiplerin olacak.

Açılışta tüm kozlarını kullanma. Elinin altında fark yaratabileceğin feature’ların olsun. Başka türlü rekabet edemezsin. İlk sen launch edersin ama 2 ay sonra listede 5. olursun. Ar-Ge önemli.

Ha unutmadan; İlk müşterin olacağını söyleyen arkadaşın/arkadaşların senin ilk müşterilerin olmayacak, aklında olsun.

3-Tek başına mısın?

“Hedeflerim çok büyük”, “Benim kimseye ihtiyacım yok”, “Bende bu enerji ve kafa varken kimse beni tutamaz”, “Sıkışırsam alırım bir-iki personel”

Yanılıyorsun. Yapamazsın. Mutlaka başarısız olacaksın.

4-Ortağın var mı?

“Çok eski bir arkadaşım… İşten pek anlamıyor ama ona güveniyorum”, “bizim aramızda paranın lafı olmaz”, “daha yeni tanıştık ama ondan iyi elektrik aldım”, “çok iyi anlaşıyoruz, her konuda mutabık kalıyoruz”, “evlenmiyoruz ki sadece iş kuruyoruz”

İş başka, arkadaşlık başka. Aranızda tabiî ki paranın lafı olmalı.

İşin bütününden veya en az bir, iki bacağından -en az senin kadar, hatta tercihen daha çok- anlıyor olmalı. Her şey mutlaka yazılı ve çizili olmalı. Her konuda mutabık kalıyorsanız biriniz fazlalıksınız unutmayın.

Neticede; Mutlaka ortağın olsun, onu iyi seç, üst üste 3 kez düşün ve ondan sonra karar ver. Ve mümkünse aile düzeyinde görüşme.

Unutma, evleniyorsun…  Aksini düşünüyorsan -müstesna örnekler hariç- maksimum 6 ay veriyorum.

4-Yapacağın işin inceliklerini/detaylarını biliyor musun?

“Mesleğim tornacılık ama E-Ticarette iyi para varmış”, “Abi, başlayalım gerisi kolay”, “Anasının karnından bu işi bilerek mi doğdu?”, “Onlar yapabiliyorsa bizde yaparız”, “Bir iş ne kadar zor olabilir ki?”

Öyle değil işte… Yapacağın işi mutlak suretle -çok iyi düzeyde- biliyor olman lazım. Bilmiyor ama kararlıysan otur öğren, öğrenemiyor veya üşeniyorsan kesinlikle girme. Zaman içerisinde nasılsa öğreniriz, herkes yapıyor bizde yapalım bakış açısı doğru değil.

Her iki ayda bir, tam bir ay geriye gidersin ve para kaybedersin.

İşi öğrendiğin noktayla gümlediğin nokta aynı zamana denk gelebilir… Hatta denk gelebilir demeyelim, denk gelir… Bilmiyorsan kesinlikle gümlersin. Bu böyle biline.

5-Her işin bir ömrü var, sürekli işine yatırım yapmalısın biliyorsun değil mi?

“Hocam, bir tutturursak en az 2 sene bu işin kaymağını yeriz”, “Abi bu yatırımı yapmaya ne gerek var, parayı buna gömeceğimize gel tatil yapalım”, “Haa şu özellik. Boş ver onu ya, nasıl olsa işler iyi gidiyor. Bir ara bakarız”

Sorması ayıptır ama hangi kaymağı yiyorsun? Yok öyle bir kaymak, o çok eskidenmiş…

İşine sürekli yatırım yap. Tabiri caizse sürekli ateşle. Bu ne demek? Uzun bir müddet tüm kazancını işine yatır. Sakın rehavete kapılma. Ar-Ge gerçekten önemli, bu alana korkmadan yatırım yap.

Ana faaliyet alanına alternatif B,C,D Planları geliştir. Hatta çok para kazanıyorsan Z’ye kadar git. Sektöründe hafif bir gevşeklik hissettiğin an birkaç odun at. Biraz bekle, Eğer tutuşmazsa bir odun daha at ve eş zamanlı olarak B Planının gündeme getir. Hala tutuşmadıysa hemen B’ye  switch et. Eğer bunları yaşıyor ve henüz bir B Planın yoksa hemen kapat dükkanı!

Bu arada tek amacın kaymak yemekse; En iyi ihtimalle biraz para kazanıp, hızlıca yiyecek hemen akabinde gümleyeceksin.

6-Peki işler kötüye giderse ne yapmalıyım?

Duygusallığa kapılma. En fazla bir şans daha tanı kendine ve işine. Biraz odun atmayı dene. Olmuyorsa daha fazla zaman kaybetme, hemen kapat. Egolarını bir kenara bırak. Patronluk takıntından vazgeç. Ticaret böyle bir şeydir. Bunlar olağan şeyler.

Sakın borç alarak bir hamle daha yapma. Çünkü tutturamazsan bir önceki borcunu ödeyemeden bir borç daha alman gerekecek. Artık kapatma şansını kaybettin, çünkü çoktan battın…

7-Daha anlatacak çok şey var.

İşte böyle…
Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir