Uzun bir aradan sonra İstanbul

Merhaba Sevgili Dostlar,

İstanbul’da yaşadığımız halde uzun zamandır yapmayı planladığımız fakat bir türlü imkan bularak yapamadığımız ufak bir geziden bahsedeceğim. Zamanınız olursa denemenizi tavsiye ederim.

Bu gezide sadece toplu taşıma araçlarını kullandık. Size de tavsiye ederim. 🙂

Anadolu yakasında oturduğumuz için Kadıköy – Karaköy vapuru ile Karaköy’e geçtik. Martılara simit atma geyiğine hiç girmeyeceğim 🙂 Çok eskiden yapıyordum. İlk kez olacaksa tavsiye edebilirim.

Öncelikle Karaköy Güllüoğlu‘na uğradık. Efsane baklava ve börek deneyimi için paha biçilmez bir mekan. Biz birer porsiyon peynirli ve kıymalı börek söyledik. Üstüne de fıstıklı ve cevizli kuru baklava 🙂

20150424_094407

Güllüoğlu çıkışı Fransız Geçidine doğru ilerledik. Aslında bir iş merkezi olan ve 1800’lü yıllarda inşaa edilmiş Fransız Geçidini geçerken tarihi ve enerjiyi içinizde hissedeceksiniz.

20150424_100655

Geçit çıkışı etrafta bir çok mekan göreceksiniz. Mekanlar arasında Unter tavsiyelerimiz arasındadır.  Unter, Türk Ortodoks Meryem Ana Kilisesi’nin hemen köşesinde yer alan 1960’lı yıllarda yapılmış yığma bir binanın üç katını kullanan hoş bir mekan. Biraz önce kahvaltı yaptığınızı varsayarsak, birer Türk Kahvesi iyi gidecektir. 🙂

Geçitten çıktıktan sonra Karaköy ile Beyoğlu’nu birbirine bağlayan Tarihi Tünel (Füniküler) ile Beyoğlu’na çıktık. Tünel, Londra’dan sonra dünyanın en eski ikinci metrosu. Seyahat çok kısa sürüyor ama bu deneyimi mutlaka yaşamalısınız.

20150424_102850

Beyoğlu’na çıktıktan sonra Tünel’de kısa bir tur atarak Taksim’e doğru yürüdük. Tarihe meraklı olanlarınız yürümeye başlamadan önce Tünel’deki Halet Efendi Türbesini ziyaret edebilir. Türbeye ait ufak bir müze var. Turistlerin ilgisi ise yoğun.

20150424_103809

Bu arada Taksim’i özlemişiz. Meydana kadar yürüyerek geri döndük. Yürüyüş esnasında biraz yorulduğumuzu fark ederek Asmalımescit tarafında bulunan Parole isimli bir mekanda nefes aldık.

20150424_114244

Tünelden aşağıya doğru inmeye başladık. Tam inerken dikkatimizi çeken Sessiz Vitrin isimli bir mekan oldu. Bu mekanda çeşitli müzik grupları canlı performans sergiliyorlar. Sen dışarıdasın ve hiç ses duyamıyorsun. Wi-Fi ile Axe Black ağına bağlanarak canlı performansı dinliyorsun. Çok farklı ve parlak bir fikir 🙂

20150424_103137

Buralara kadar gelmişken 528 yılında -aslında bir fener kulesi olarak- inşa edilmiş Galata Kulesine uğramadan olmaz. Buralara uzun zamandır gelmiyorduk. (Tamam, bir İstanbullu olarak utanıyorum :-)) Etrafında çok güzel mekanlar açılmış. Tavsiye ederim.

20150424_121348

Galata Köprüsünü yüreyerek geçerek Eminönü’ne ulaştık. Köprü altında güzel mekanlar var. Veya eğer karnınız acıktıysa Tarihi Balık Ekmekçilere de uğrayabilirsiniz.

20150424_123122

Eminönüde ilk durağımız Eminönü Mısır Çarşısı oldu. Çarşı her zaman olduğu gibi yine inanılmaz kalabalıktı. Kuzen’im Cem’in yanına uğrayarak biraz soluklandık.

misircarsisi

Çarşı çıkışı acıktığımız farkederek yol üzerinde yer alan Lezzet-i Şark Antep Sofrasına uğradık. Bu tip salaş mekanlara bayılıyorum. Bu mekanın Künefe’si efsaneymiş ama Kebaplar biraz fazla geldiği için açıkçası Künefeye yer kalmadı. Masaların üzerinde müşterilerin not kağıtlarına yazarak bıraktıkları bazı tavsiyeler vardı. Foursquare commentlerinin fiziksel versiyonu misali 🙂

eminonu

Klasik bir tahtakale, mahmutpaşa turundan sonra Sirkeciye doğru hareket ettik. Yol üzerinde Acemoğlu isimli çok şık bir baklavacı var. Birer baklava yedikten sonra günü noktalamaya karar verdik.

İşte bizden bu kadar 🙂
Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir